Skip to main content

Forum C.

Topluluk

ColdFrm - Özgün İçerik Paylaşım Sitesi'a hoş geldiniz!

Topluluk forumlarımıza hoş geldiniz; kendi topluluğunuzu etkin bir şekilde yönetmeniz, harika fikirler ve hizmetlerimiz için bize katılabilirsiniz.

Yönetici
Oyuncular 
Zeynep Güne? rolünde Kaya Scodelario 
Rüzgar Yücesoy rolünde Bernardo Velasco 
Gülce Bahar rolünde Lily Collins 
Ali Yavuz rolünde Jensen Ackles 
Ela Karahan rolünde Halston Sage

Fazlasıyla dolduğu için bir türlü kapatamadığım valizimin üzerine oturdum ve fermuarını kapatmaya çalıştım.Nefes nefese bir halde fermuarı çekmeye çalıştıkça elimin acısı bir yanda canımı okurken bir de annemin tüm evde çınlayan sesiyle "Biletini kontrol ettin mi kızım? Bak otogardan buraya geri döndürme bizi Zeynep " diye söylenmesine karşılık canım burnumda bir halde sıkıntıyla oflayıp bileti çantama attığımı milyonuncu kez anneme hatırlattım.

Pek tekin durmasa da güç bela kapatmayı başardığım fermuarla iki dakika içinde kendimi olimpiyat şampiyonu ilan ederken annemin söylenmeleriyle hayal dünyamdan sıyrılıp valizi çekerek yıllarıma şahitlik eden odamdan içime çöreklenen garip bir hüzünle ayrıldım.Şubat tatilinde kalan kıyafetlerimi de götüreceğim için şimdilik yanıma alacağım iki valizim bir de sırt çantam vardı.Mevsim gereği daha çok kışlık kıyafetlerimi yanıma almamın yeterli olacağını düşündüğümden şimdilik fazlasına gerek duymamıştım.

Holden geçip valizi sürükleyerek bahçeye oradan da kapı önüne çıktığımda babam valizlerimi bagaja yerleştirirken annem de bahçe kapısını kapatıyordu.Ben de arabaya yaslanmış halde tüm çocukluğuma şahitlik eden evimle, sokağımla vedalaşırken tekne kazıntımız Selim çoktan arka koltuğa yerleşmişti bile.. Dalıp gittiğim anılardan annemin "Hadi Zeynep" sesiyle sıyrılırken buruk bir tebessümle boş sokağa son bir bakış atıp yeni hayatıma doğru yol alırken ait olduğum hayattan fazlasıyla uzağa sürükleneceğim o ilk adımı atmıştım bile..

Yola çıkmamızla beraber boş olan caddeleri seyrederken daha şimdiden yuvama duyduğum özlem kalbimi acıtsa da diğer yandan bir bilinmeze doğru yol almanın garip heyecanı vardı içimde..Adım attığım bu yeni hayatımda beni nelerin beklediğini henüz bilmiyordum ama içimden bir ses buraya geri döndüğümde hiçbir şeyin eskisi gibi kalmayacağını fısıldıyordu bana..

Uzun sayılmayacak bir yolculuğun ardından otogara vardığımızda saat 21:40'ı gösteriyordu ve görünen o ki otobüsümün kalkmasına 20 dakika kadar bir süre vardı.Arabayı parkedip aşağıya inmemizle beraber babam bagajdan çıkardığı valizleri Selim'le birlikte otobüse yerleştirirken ben de omuzlarımı düşürmüş, ilaveten de gözlerimi devirmiş bir halde tüm yaz boyu annemden dinlediğim nasihatleri sayamadığım bir tekrarla yeniden dinliyordum.

"Bak Zeynep, o telefon hiçbir zaman kapanmayacak anlaşıldı mı? Şarjı bitti, çekmedi, suya düştü, kedi kaptı falan anlamam ben..Her aradığımda sana ulaşamazsam soluğu yanında alacağımı biliyorsun, bak beni iki de bir yollara düşürme tamam mı güzel kızım?" diye sonlara doğru bezgin bir sesle söylenen annemle gözlerimi devirmemek için kendimi zor tutarken "Of annem yaa daha kaç kere , kaç dilde, kaç alfabe de tamam diyeceğim ben sana? Tamam sen merak etme sırf telefon kapsama alanından çıkmasın diye baz istasyonu çevresinde falan dolaşırım ben ama sonra radyasyondan nükleer silah gibi olursam karışmam bak" diye eğlenerek söylendiğimde dalga geçmeme bozulup huysuzca kaşlarını çatarken iki numaralı silahı olan çimdiğiyle etimi sıkıştırarak kolumu morarttı.

Bir numaralı silahı elbette ki otuz yedi numara, her rengiyle adeta bir koleksiyon haline getirdiği ortopedik ev terlikleriydi..

"Oflama anneye..Ben seni baştan uyarayım da sonradan başımız ağrımasın" dediğinde ısrarla oflayıp somurtsam da sabaha kadar onu ikna etmek için dil döksem de bunların boşa bir çaba olacağının da farkındaydım.Evhamların kraliçesiydi benim annem, İzmir sınırından değil de düşman sınırından geçmişim gibi kaygılanmaya her daim devam edecekti..

Annemin farklı farklı kelimelere rağmen hep aynı kapıya çıkan söylenmeleriyle artık bana afakanlar basmıştı ki her yaşımın tek kahramanı canım babam her zaman olduğu gibi yine hayali kanatlarıyla sarmalayıp kurtardı beni.

"Leyla! Başladın gene bak tamam artık rahat bırak kızı..Kızım al sen de bu fişleri bak sakın kaybetme inince valizleri bunlarla alacaksın" deyip elindekileri uzattığında başımı sallayarak "Tamam baba" deyip fişleri çantama attım.

Babam yüzünde saklamaya çalışsa da gideceğime duyduğu hüzünle kolunu omzuma atıp beni göğsüne çektiğinde ben de kolumu beline dolamış, güven veren sıcağına şimdiden çekmeye başladığım hasreti dindirmek için sığınmıştım.Biz her zaman olduğu gibi anneme karşı yine bir baba kız ittifakına girmişken Selim kafasını aniden aramıza sokup "Bana bak abla orada erkeklerle falan konuştuğunu duyarsam çok fena olur. Evden okula okuldan eve o kadar bak başımı derde sokma benim..Sana sataşan falan olursa da hemen bana söyleyeceksin tamam mı? Orada sahipsiz zannetmesinler seni "diye yanaklarını şişirerek konuştuğunda bu külhanbeyi hallerine gözlerimi devirdim

Selim efendi daha 12 yaşındaydı ama görseniz maçolukta yirmilik delikanlıları bile sollardı.Akıllara zarar da bir kıskançlığı vardı ki ileri de bunu alacak kıza şimdiden acımaya başlamıştım.Bir keresinde daha ana okulundayken sınıfından bir arkadaşı "Ablan da ne güzelmiş" dediğinde çocuğa öyle bir tokat atmıştı ki neredeyse ailesiyle mahkemelik olacaktık.Anlayacağınız benim için kavga eden ilk erkekler daha beş yaşındalardı..

Tamam ablasının maçosu sen merak etme, kafam yerden kalkmaz benim..Gel bakayım sen buraya" deyip tombul yanaklarını gülerek bir güzel sıktığımda "Zeynep ya ne yapıyorsun..Off çocuk muyum ben?" diye böğürdüğünde kıkırdayıp yanaklarını ittirmesine aldanmayıp sulu sulu öperken sinirinden neredeyse kulaklarından dumanlar çıkaracaktı. Benim boyu yaşından küçük kardeşimin şu hayatta pırasadan sonra en nefret ettiği şey çocuk muamelesi görerek sevilmekti ki o halleriyle bu kadar tatlı olmaya devam ettikçe de bundan kurtulması pek mümkün olmayacaktı.Tabi Zeynep dediğini de duymamış değildim zira kızdığında abla demeyi unuturdu benim asabi prensim.

Bir süre bakışlarımı etraftaki telaşlı insanlarda gezdirip "Eveeett ayrılık vakti de geldiğine göre ufaktan vedalaşalım artık" dediğimde annemin şimdiye kadar nasıl tuttuğunu anlayamadığım gözyaşları nihayet bağımsızlıklarını ilan ederlerken "Annem ya yine başlama lütfen..Bak ben de ağlamaya başlarsam bütün İzmir gelse susturamaz bizi" deyip yaşlarla parıldayan gözlerimi yumarak anneme sıkı sıkı sarılıp anne kokusunu güç bulmak istercesine içimi çektim.
Annem beni kollarıyla iyice sarıp "Ahmet keşke biz de gitseydik, en azından yerleşmesine yardım ederdik..Şimdi böyle bir başına gönderiyoruz sahipsiz gibi" diye yeniden söylenmeye başladığında gözlerimde ki yaşlara inat kıkırdarken babamın da homurdandığını duydum.Adam yaz başından beri bıkmıştı tabi annemin bu söylenmelerinden.

"Annem benim yurt dışına gitmiyorum ki alt tarafı İstanbul'a gidiyorum.Hem daha bir ay önce kayıt için gittik ya babamla, her yeri de gösterdi bana yani bu ilk gidişim de sayılmayacak..Hem zaten biliyorsun tek başıma da olmayacağım, Ela'nın yanına gidiyorum hani hatırlarsın yeğenin olur" deyip gülümseyerek annemi rahatlatmaya çalışsam da her zaman olduğu gibi yine boşa kürek çekmekle kaldım.Söze değil icraata bakan bir kadındı annem ve gittiğim yerde iyi olduğumu kendi gözleriyle görmedikçe de asla ikna olmayacaktı iyi olacağıma..

Bu arada Ela demişken oraya da bir açıklık getireyim sizin için..Ela; dayımın kızı, çocukluğumun tamamı, anılarımın baş köşedeki demir başı olur ki onsuz olduğum bir dönemin hayatımda yer aldığını dahi zannetmiyorum.O doğmuş bir yıl sonra ben de peşinden gelmişim ve zaten o günden sonra da bir daha ayrılmamışız birbirimizden.Belki de geçen seneye kadar demek daha doğru olacaktır..Ela üniversite için İstanbul'a geçince mecburen bir seneliğine de olsa yollarımız ayrılmış, kendisi de orada iki ev arkadaşıyla birlikte kalmaya başlamıştı.Şansımıza kızların ikisi de son sınıf olduklarından yaz başında mezun olup evden ayrılınca benim de kalacak yer sorunum uğraşmaya gerek kalmadan halledilmişti.Her şeyden önemlisi de yine hep beraber olacak oluşumuzdu..

Bilmediğim bir şehirde en az kendim kadar iyi tanıdığım, gözüm kapalı güvendiğim birinin olması tabi ki de beni çok fazla rahatlatıyordu.Ne kadar aksini iddia etsem de on sekiz senemi yaşadığım, her karışını ezbere bildiğim şehri bırakıpta yabancısı olduğum bir gökyüzü altında yeni bir hayata başlamak beni de korkutuyordu ama orada beni bekleyen bir parçamın olduğunu bilmek rahatlamamı da sağlıyordu.Benim korkularımın yanında esamesinin bile okunmayacağı annem benden çok daha fazla korktuğundan başka bir şehre gitmemi hiçbir zaman istemese de en sonunda babamın, Ela'nın hatta hocalarımın ısrarlarına dayanamayıp İstanbul'u tercih etmeme ikna olduğunda da artık geri dönüşü olmayan yola ilk adımımızı atmıştık.

İstanbul'a gitmek, orada okumak çocukluk hayalimdi ama bu hayali kurarken İstanbul'un en özel okullarından birini kazanacağımı da düşünmemiştim..Devlet üniversitelerinin birinde okurum diye düşünürken puanım fazlasıyla yüksek gelince hem hocalarım hem de babam bu okulu tercih etmem konusunda çok fazla ısrarcı olmuşlardı. Özel okulların imkanlarının devlet okullarına göre kat be kat fazla olduğu konusunda dinlediğim nutuklar en sonunda beni de ikna ettiğinde Evren Üniversitesi'ni tam burslu olarak tercih listeme eklemiş ve kaderin bana oynadığı oyunlardan habersiz kazanmıştım..

Açıkçası hiçbir zaman öyle özel okullar da okuyamam, ağzında altın kaşıkla doğmuş insanlarla yarışamam gibisinden bir aşağılık kompleksim olmamıştı.Zaten gösterişe de meraklı değildim ama mutlaka özel üniversiteye gitmeliyim diye hayaller kurduğum da söylenemezdi..

Çünkü her şey bir yana benim için özel olan imkanlar değil insanlar olmuştur her zaman..

Açıkçası bu 'özel' kavramının akıllarda oluşturduğu o sevimsiz algı yüzünden tercih dönemim de epeyce kararsız kalmış olsam da Evren Üniversitesi'nin sadece parası olanların gidebildiği bir okul olmaması, parayla okuyanların dahi sınavda ciddi anlamda bir başarı göstermiş olması gerçeği içimi az da olsa rahatlattığında tercih işlemlerini tamamlamıştım.En azından sadece baba parasıyla gelmemiş, belli seviye de olan insanlarla dolu bir okul da okuyacağım düşüncesi beni bu okulu tercih etme konusunda fazlasıyla ikna etmişti.

Daldığım düşüncelerden kulağıma doluşan seslerle sıyrılırken kısa boylu ufak tefek türk tipi prototip muavinimiz "İstanbul yolcusu kalmasın" diye bağırmaya başladığında babamla, Selim'le ve en sonunda da uzun uzadıya annemle vedalaşıp şimdiden burnumun direğini sızlatan bir özlemle otobüse geçerek şansıma cam kenarında yer alan yirmi numaralı koltuğuma oturdum.Gözümdeki yaşlara inat çocuksu bir tebessümle camdan bizimkilere el sallarken içten içe yanıma 150 kiloluk bir teyzenin oturmaması için de dua ediyordum.Bu sırada benim yaşlarımda ve kesinlikle 150 kilo olmayan çıtı pıtı bir kız koltuk kenarlarındaki numarala bakarak yanımda durduğunda tebessümle koltuğa geçip camdan birilerine el sallamaya başladığında uzun yol arkadaşımla da tanışmış oldum.Haline tavrına bakılacak olursa o da öğrenciydi, benim gibi ailesine veda ediyor olabileceğini düşündüm.Ne de olsa on saatlik bir yolumuz vardı muhtemelen bir ara konuşurduk.

Neyse ki annem son anda kollarını açarak otobüsün önüne atlayıp gitmemi falan engellemeye kalkmadan şoför otobüsü hareket ettirdiğinde derin bir solukla ardıma yaslanıp çalışmaya başlayan klimanın hoşnutsuz gürültüsüne rağmen gevşedim..Hakikaten de annemden beklenmez bir davranış değildi zira en son öpücük atarken ki bakışlarını hiç beğenmemiştim..Kesinlikle 'Durun bu nikah kıyılamaz' diye yaka paça ortaya atılan tiplere benziyordu o anda..

Yola çıktıktan bir saat kadar sonra da aramızda süregelen sessizliği bozan yol arkadaşım Deniz oldu.Tahmin ettiğim gibi o da öğrenciymiş, İstanbul Üniversitesi'nde sınıf öğretmenliği okuyormuş.Biz sohbet ederken prototip muavinimiz de içecek servisine başlamıştı, biz de sıra bize geldiğinde sohbeti koyultup birer kahve aldık.Uykum olmadığından kahve içmekte bir sakınca da görmemiştim.

Deniz, en fazla 1.70 boylarında, zayıf ama çelimsiz olmayan kahverengi saçlı güzelce bir kızdı.20 yaşındaymış ve okul sebebiyle 3 yıldır da İstanbul'da yaşıyormuş.Aslında yeni tanıştığım insanlarla derin muhabbetlere girmek pek adetim değildi ama yolculuğun etkisiyle çenem düşmüş olacak ki Evren Üniversitesi'ni kazandığımı, kuzenimle birlikte kalacağımı söyleyiverdim farkında olmadan.Okulumun adını duyduğunda yüzünde hayranlıkla şaşkınlık arası bir ifade belirdi, hatta bir parça kıskançlık diyeceğim ama belki de bana öyle geldi..Uykusuzluk saçmalamaya da sebep olabiliyordu demek ki..

Kendisi üç yıldır İstanbul'da olduğu için okulumla ilgili de epeyce bilgi sahibiydi ve bana bunları anlatması için açıkçası sormam bile gerekmedi.Yalnızca onun konuştuğu benimse bir yerden sonra esneyerek dinlediğim bir saatlik bir sohbetin sonundaysa öğrendiğim elle tutulur tek şey İstanbul'un en zengin ailelerinin çocuklarının bu okulda okumalarıydı. Sınıf ayrımının kalın kalemlerle çizildiği bir yer olduğunu da üzerine basa basa tekrar etti, sanki bana şimdiden yerimi bildirmek ister gibi..Bir de laf arasında bir iki isimden bahsetti ama tanımadığım etmediğim insanların hayatları o kadar umrumda değildi ki o ara esnemeyi dahi bırakıp uyuklamak üzereydim.

Tüm bu öğrendiklerim elbette ki benim gözümü korkutmadı..Ahh pekala belki milyonda birin bir parçası kadar ürkütmüş olabilir ama öyle ya da böyle artık yapabileceğim bir şey yoktu, bu yola çıkmıştım bir kere.Deveyi güdemezsem diyardan giderdim belki ama benim deve gütmek gibi bir niyetim de yoktu aslında.Kimseye bulaşmadan, akıllara karışmadan sessiz sedasız okuyup gittikten sonra bir iki tane de arkadaş bulsam canıma minnetti..Hoş Ela yanımdayken kimseyi bulmasam da olurdu zaten dört sene dediğin neydi ki Allah aşkına?

Ben kendi kendimi gaza getirip kurduğum hayatta kalma planlarıyla bana sığınmak isteyen uykumu yaka paça kovarken Deniz beni bir güzel doldurmuş, kendisi de horul horul uykuya dalmıştı bile.Demek ki o kahveyle uykusu bölünmeyen tiplerdendi. İçtiğim o metal tadında ki iğrenç kahveden ve içine düştüğüm bu düşünce yumağından sonra benim için bu gece kolay kolay uyku diye bir seçenek kalmamıştı.Yanımda mırıldanarak uyuklayan kıza son bir bakış atıp çantamdan çıkardığım kulaklığımı telefonuma takarak ben de kendime daha rahatlatıcı bir yol arkadaşı arayıp hoşuma giden bir şarkıda duraksadım.

Karanlık yolda akıp giden şeritler belli belirsiz gözlerime takılırken başımı cama yaslayıp kulağımı dolduran umut dolu ezgiler eşliğinde umutla gülümsedim..Pekala şimdilik her şey fazlasıyla belirsiz olabilirdi ama bu her şeyin güzel olamayacağı anlamına da gelmiyordu..

Gözlerim kapandı, şarkının sözleri beni dalıp gittiğim karanlıktan sıyırırken umudum bir kelebeğin kanadına takıldı..Sessizlik sanki sadece benim duymamı ister gibi bir tek bana fısıldadı..Ve farkında olmadan benim için yepyeni bir hayat başladı..
'Her şey çok güzel olacak Zeynep..'
Bayram Ay | Yönetici 


Bir sorununuz olduğunda özel mesaj veya info@coldfrm.com adresine e-mail atınız.

 
[*]Konulara yorum yapınız.
[*]Sürekli konu açmaya gayret ediniz.
[*]Biz bir aileyiz
Cevapla
Lütfen Giriş Yapın & Kayıt Olun.
Bize Destek Olmak İçin Lütfen Hemen Giriş Yapın & Kayıt Olun
Hemen Kayıt Ol
Sitemize Çok Kolay Bir Şekilde Kayıt Olabilirsiniz. Kayıt olarak birçok içeriğe ücretsiz erişebilirsiniz !
&
Giriş yap
Zaten Bir Hesabınız Var Mı? Giriş yap.

Anahtar Kelimeler

Başımın Belası - Bölüm 1: İstanbul Yolcusu Kalmasın... - Wattpad, Başımın Belası - Bölüm 1: İstanbul Yolcusu Kalmasın... - Wattpad indir, Başımın Belası - Bölüm 1: İstanbul Yolcusu Kalmasın... - Wattpad Videosu, Başımın Belası - Bölüm 1: İstanbul Yolcusu Kalmasın... - Wattpad online izle, Başımın Belası - Bölüm 1: İstanbul Yolcusu Kalmasın... - Wattpad Bedava indir, Başımın Belası - Bölüm 1: İstanbul Yolcusu Kalmasın... - Wattpad Yükle, Başımın Belası - Bölüm 1: İstanbul Yolcusu Kalmasın... - Wattpad Hakkında, Başımın Belası - Bölüm 1: İstanbul Yolcusu Kalmasın... - Wattpad nedir, Başımın Belası - Bölüm 1: İstanbul Yolcusu Kalmasın... - Wattpad Free indir, Başımın Belası - Bölüm 1: İstanbul Yolcusu Kalmasın... - Wattpad oyunu, Başımın Belası - Bölüm 1: İstanbul Yolcusu Kalmasın... - Wattpad download

1 Ziyaretçi
Task